17 Mart 2015 Salı

seo çalışması ve seo fiyatları,ndan islam bilgileri76

 seo çalışması


seo çalışması ve seo fiyatları,ndan islam bilgileri76 bugün sizin icin seo çalışması ve seo fiyatları elimizden gelen gayreti gösterdi ve sizin icin en güzel bilgileri sizlere sunuyoruz ve arkadaslar bende sizin gibi seo çalışması ve seo fiyatları ile birlikte merekla hazırlanan   yazıları bekliyorum
seo çalışması ve seo fiyatları diyorki Evliyâya yalvarmak, Allahü teâlânın, onlara izn vermesi için değil, izn verdiği zeman bize de şefâ’at etmeleri içindir.
Fekat, bunları ileri sürerek, bütün Ehl-i sünneti kötülemeğe kalkışması, hıristiyanlar kendisine tapınıyor diyerek, îsâ aleyhisselâm’a dil uzatmağa benzemekdedir.Ahmed Bedevi hazretleri evliyânın büyüklerindendir. Tesavvuf büyüklerinden şeyh Berinin talebesidir. Şeyh Beri de, Ali bin Nu’aym Bağdâdinin talebesidir. Bu da, hârikalar, kerametler sâhibi, şerif Ahmed Rifâ’inin yetişdirdiği büyük bir velidir. Ahmed Bedevi, şeriflerdendir. Hicretin altıyüzyetmiş-beş (675) senesinde. Mısırda vefât etdi. Tanta şehrindeki türbesini her yıl yüzbinlerce müslimânın ziyâret ederek feyz aldıklarını ve islâmiyyete uymıyan hiçbirşey yapılmadığını (Mir’ât-ül-Medîne) kitâbı, binkırkdokuzuncu sahifesinden başlayarak, uzun yazmakdadır. Abdülkâdir-i Geylâni ve Muhyid-dini Arabinin büyüklüklerini de, ancak onlar gibi yüksek olan İslâm âlimleri anlamış ve yüzlerce kitâblarında anlatmağa çalışmışlardır. İmâm-ı Rabbâninin (Mektûbât) kitâbı, bu yüce velilerin medh ve senâları ile doludur. Büyük âlim, Abdülgani Nablüsi de, (Hadîka) kitâbında, bu velilerin şanlarının çok yüksek olduğunu uzun anlatmakdadır.Aijyyül—havâsın Resûlullahdan bir ân ayrılmadığını yazıyor. Bunlar yalandır. Doğru olsaydı Peygamber gelip, Eshâbı arasındaki ayrılıkları önlerdi) diyor. Zerre kadar aklı ve din bilgisi olan, böyle söyliyemez. Çünki, Resûlullah «sallallahü aleyhi ve sellem», Eshâbı arasında olacak fitnelerin, ayrılıkların hepsini haber vermişdi. Gelip de, bunlan önlemesi, nasıl düşünülebilir? Şa’-râni hazretlerinin bildirdiği berâberlik, keşf ve ınüşâhede idi. Bu ahmakların anladıkları gibi maddî birşey değildi. Anlamadıklarını, bilmediklerini inkâr ediyorlar. (İnsan bilmediği şeylerin düşmanıdır) ata sözü, Vehhâbîlerde tâm yerim bulmakdadır. Hazret-i Ebû Bekr, Resûlullahı her ân gördüğünü söyler ve senden utanıyorum derdi. Otuzikinci maddeyi okuyunuz!
Yüzsekseninci sahifesinde, îmâm-ı Busayrî’nin meşhur (Kasîde-i hürde) sinden örnek vererek; (Bu sözler Allah -dan başkasına güvenmek, mahlûku büyültmekdir. Büyük şirkdir)Resûlullahı Allahü teâlâ övmüşdür. Kendisi de, kendisini överek, Allahü teâlânın kendisine ihsân etmiş olduğu ni metleri saymışdır.
nin övmesi, onlann yanında hiç kalmakdadır. Resûlullah’ı «sallallahü aleyhi ve sellem» övmek ibâdetdir. Eshâb-ı kirâmın hepsi övmüşlerdir. Bunlardan Hassân bin Sâbit ve Kâ’b bin Züheyr’in uzun medhleri meşhûrdur. Kâ’b bin Züheyr, (Bânet-sü’âd) kasidesinde, Busayrî’den dahâ çok övmüşdü. Resûlullah «sallallahü aleyhi ve sellem», bunu beğenip, Kâ’bın kusûrunu afv buyurmuş ve mubârek hırkasını ona hediyye etmişdi. Bu hırka-i se’âdet, şimdi İstanbul’da Topkapı serâyındadır. Veh-hâbi kitâbı, Busayrî’nin kasidesindeki (Yâ ekremelhalkı mâ lî men e ûzü bihi-sivake inde hulul-i hâdisil-amemi) beytini yazarak, Resûlullahdan istigâse şirkdir diyor. Bu beyt, (Ey bütün yaratılmışların en üstünü ve en cömerdi olan yüce Peygâmber! Son nefesimde, sığınacağım senden başka kimse yokdur) demekdir. Vehhâbî kitâbı, Taberânî’nin bildirdiği hadîs-i şerifi yazarak, kuldan istigâse etmek şirkdir diyor. Bu hadîs-i şerîfde, bir münafık, mü’minlere sıkıntı veriyordu. Ebû Bekr-i Sıddîk, gidelim, Resûlullaha istigâse edelim, ona sığınalım dedi. Resûlullah da (Bana istigâse olunmaz. Allah’a istigâse olunur) buyurdu. Vehhâbî, bu hadîs-i şerîfi ileri sürerek, Ehl-i sünnete hücûm etmek çabasındadır. Hâlbuki hadîs-i şerîf, herkesi her zarardan koruyan Allahü teâlâdır. Koruyucu sebebleri yaratan ve bu sebeblere koruma kuvvetini ve te’sîrini veren O’dur. O korumak istemese, sebebe kavuşdurmaz. Sebeb olsa da, te’sîr edemez demekdir. Hadîs-i şerîf, (Bana sığınanlar, te’sîri benden değil, Allahdan bilsin) demekdir. Hazret-i Ebû Bekr, böyle olduğunu bilmiyor mu idi. Elbet biliyordu. Fekat kıyâmete kadar gelecek olan mü minlerin, onun bu sözünü yanlış anlamamaları için, Resûlullah «sallallahü aleyhi ve sellem», onun bu kısa sözünü açıkladı. Bunun için, bütün mü’minler, her zeman, tesiri yalnız Allahü teâlâ’dan bilirler. îmâm-ı Muham-med Ma’sûm, mektûbâtının birinci cildi, yüzonuncu mektû-bunda buyuruyor ki: Allahü teâlâ, kendi kudretini sebebler altında gizledi. Kudret sâhibi yalnız kendisi olduğunu bildirdiği gibi, sebeblere yapışmağı emr buyurdu. Tâm müslimânın, sebeblere yapışmasını ve sebeblere kuvvet veren yaratana güveneceğini bildirdi. Ya’kûb aleyhisselâmın bu ikisini birlikde yap-dığını^Kur ân-ı kerîmde bildirerek, onu övdü. Yûsüf sûresinde (Ya’kûb aleyhisselâm, bizim bildirdiğimizi bilir. Fekat, insanlann çoğu, takdirin tedbîre gâlib olduğunu bilmezler) buyurdu. Tib-yân tefsirinde, bu âyet-i kerîmeye (Müşrikler, Allahü teâlâ’nın Evliyâsına ilhâm etdiği şeyleri bilmezler) demişdir.Çünki. Peygamberlerin rnezârları pis olmaz, ibni Hacer-i Hiytemî (Kebâir) kitâbında. mezâr üzerine kubbe yapmak büyük günâhdır. İslâm hükümet adamlarının bu kubbeleri yıkmaları lâzımdır, önce İmâm-ı Şâfi’înin türbesini yıkmalıdır dedi).Vehhâbî kitâbı, burada da müslimânlara iftirâ etmekde-dir. Müslimânlar, hergün beş kerre, Allahü teâlâ’ya ibâdet ediyor, O’na yalvarıyorlar. Böyle olan bir kimse için, Allahı unutuyor demek, açık bir yalancılıkdır. Müslimânlar ölüye tapınmaz. Allahü teâlâ’nın sevdiği kullarının^hattâ her ölünün, mezârda işitdiğini, hadîs-i şerifler bildirdiği için. Onun mezâ-rına gidip. Onun sebebi ile Allahü teâlâ’ya düâ ediyorlar. Mey-yitden vesile olmasını, şefâ’at etmesini istiyorlar. Ölü her dilediğini yapamaz. Diri de, her dilediğini yapamaz. Fekat, Allahü teâlâ, sevdiği kullarının ve en önce Peygamberlerin düâlarını kabûl buyuracağını söz vermişdir. Müslimânlar, Peygamberlerden ve Evliyâdan, birşey yapmalarını istemez. Allahü teâlânın birşeyi vermesi için düâ etmelerini ister. Evliyâ, kabr başına gelenin dilediğini işitir. Bunu vermesi için, Allahü teâlâ’ya düâ eder. Allahü teâlâ da, onun düâsını kabûl edip, o şeyi dilek sâhibine ihsân eder.İbni Hacer-i Hiytemînin (Zevâcir) kitâbınm yüzyirmibi-rinci sahîfesinden terceme yaparak, Vehhâbî kitâbınm yalanlarını ortaya koyalım: İbni Hacer, yukarıdaki ve benzerleri hadîs-i şerifleri yazdıkdan sonra buyuruyor ki: Şâfi’î âlimlerinden birkaçı, yukarıdaki hadîs-i şeriflerden alarak, altı şeyin büyük günâh olduklarını bildirmişlerdir. Bunlardan biri, kabr-leri mescid yapmakdır. Çünki, hadîs-i şerîfde Peygamberlerin kabrlerini mescid yapanlara la’net edildi ve sâlihlerin kabrle-rini mescid yapanların, kıyâmet günü, insanların en kötüleri olacakları bildirildi. Mezârı mescid yapmak demek, ona karşı nemâz kılmak demekdir. Bunun içindir ki, Şâfi’î âlimlerimiz Peygamberlerin ve Evliyânın mezârlanna karşı, onlara saygı olarak nemâz kılmak harâm olur dediler. Harâm olması için, iki şart lâzımdır. Biri, kabrdekinin sayılı, büyük bilinen kimse olması, İkincisi, nemâzın ona karşı olmasını niyyet etmekdir. Mezâra kandil yakmak da, ölüye saygı için olunca, harâm olur. Mezâr etrâfında dönmek de böyledir. Bunlar saygı için değil ise, mekrûh olacağı anlaşılmakdadır. Kabre secde ederek saygı göstermek, ona tapınmak olur. Bu ise büyük günâh, hattâ
küfrdür. Hanbelî âlimlerinden ba’zıları, kabr yanında saygı nemâzı kılmak büyük günâhdır ve küfre sebeb olur. Böyle yapılan türbeleri yıkmak lâzım gelir dedi.
İbni Hacer-i Mekkî Hiytemînin (Fetâvâ-yi kübrâ fıkhiyye) sinin Mısır baskısı, cenâze kısmında diyor ki, (Her meyyitin gömüldüğü umûmî kabristânda, mezâr üstüne türbe yapılmaz. Bunları yıkmalıdır. Umûmî olmıyan mezârlıkdaki türbelerin yanına meyyit gömmek için türbeleri yıkmak câiz değildir). Onyedinci sahîfesinde diyor ki, (Umûmî olan kabristâna türbe yapmak harâmdır. Yapılmış olanı yıkmalıdır. Vakf olan kabristânda ve sâhibinden izn almadan, bunun kabristânına binâ yapmak da harâmdır. Kendi mülkünde veyâ başkasının izni ile onun mülkünde türbe yapmak mekrûhdur). Yirmibeşinci sahîfesinde diyor ki, (Umûmî kabristânda türbe yapmak, çok yer kaplıyarak, başkalarının ölülerini gömmelerine mâni’ olduğu için harâmdır. Umûmî kabristândaki türbeleri yıkmalıdır. Ş^ı’î âlimlerinden çoğu, bunun için, İmâm-ı Şâfi’înin türbesinin yıkılmasına fetvâ vermişdir. Çünki, bu türbe umûmî kabristân-dadır). Görülüyor ki, İbni Hacer-i Mekkî, her türbe harâmdır ve yıkılmalıdır dememişdir. Vehhâbî kitâbı, âyet-i kerîmelere ve hadîs-i şeriflere ve İslâm âlimlerinin sözlerine yanlış ma -nâlar vererek, yalan söyliyerek müslimânları aldatmak çabasındadır.Zevâcir kitâbı, ikiyüzdokuzuncu sahîfesinde, gösteriş için yüksek ev yapmanın da büyük günâh olduğunu bildirmekde-dir. Bu hadîs-i şeriflere uyarak, Vehhâbîlerin, türbeleri yıkma-yıp, Rıyâd’da, Tâifde ve Cidde’de yapdırdıkları sefâhet ve fuhş evlerini yıkmaları vâcibdir. Vehhâbî kitâbı, ikiyüzkırksekizinci sahîfesinde (Kabrleri ziyâret ediniz! Bu ziyâretler, sizlere âhıret gününü hâtırlatır) hadîs-i şerifini yazıyor ve Resûlullahın, annesinin kabrini ziyâret buyurduğunu bildiriyor. Fekat bu hadîs, kabrdekine istigâse etmeği, ondan birşey istemeği göstermez diyerek, müslimânların. Peygamberimizin ve Evliyânın türbelerini ziyâret etmesini, kâfirlerin mezârlara tapınmalarına benzetmeğe kalkışıyor.
îkiyüzellidokuzuncu sahîfesinde (Mescid-i nebeviye nemâz kılmak için girenin, selâm vermek için, kabre gitmesi yasakdır. Mescide her girişde, Kabr-i Nebiye gitmeğe, imâm-ı Mâlik mekrûhdur dedi.Vehhâbî kıtâbı binlerce müslimânı şehîd etmiş olan Sü’ûd oğull^mı ^abıldığine övüyor. Onlann, ma’sûm kanları damlı-yan zâlim kılmclarmı, İslâm mücâhidlerinin mubârek kılmcla-nna l^nzetiyor da, Allah’ın yüce Peygamberini övmeği, puta tapanlann putlannı övmelerine benzetiyor. Resûlullah’ı öven-lere müşrik damgası vuruyor. Ahmak Vehhâbî. anlıyamıyor kı, kâfirler putlarmı hâlık, ma’bûd olarak övmüşdür. Böyle övmek ancak Allahü tâlâ için olur. Müslimânlar, yalnız Allahü teâlâ’yı böyle över. Resûlullah’ı överek, mahlûkların en üstüne çıkannz. Resûlullaha âşık olan, onu çok öven, İslâm âlimlerinin hiçbiri, o yüce Peygamberi hâlık ve ma’bûd derecesine çıkarmamış, Allahü teâlâ’yı över gibi övmemişdir. Vehhâbîler hak ıle bâtılı birbirinden ayıramıyor. Kitâbını, kâfirleri bildiren âyet-ı kerîmelerle ve hadîs-i şeriflerle doldurmuş. Bunlara yanlış ma’n^ar vererek İslâm âlimlerine saldırmakda, tesavvuf büyüklerine, Allahü teâlâ’nm sevdiği müslimânlara müşrik ve kâfir demekdedir.Böyle soylıyenler kâfirdir. Kur’ânı inkâr etmiş oluyorlar’ bnı Ka^ım. rnezârların üzerindeki kubbeleri yıkmak vâcibdir dedi' mâm-ı Nevevı. her ne niyyet ile olursa olsun, kabr üzerine türbe yapmak harâmdır dedi. Mezârlıklar pis olduğu için, orada nemâzçıkarlardı. Selâm vermek için kabre gelmezlerdi. Çünki, islâmiyyetde böyle birşey emr edilmemişdir. Meyyitin rCıhunun, kendi şeklinde görünmesi yalandır. Böyle görünmek, yalnız Mi’râc gecesi olmuş-dur. Eshâbın yapmadıklarını, sonra gelenler yapdılar Eshabdan birkaçı. yalnız uzakdan gelince, yaınız selâm vermek için kabre uğrardı. Abdullah ibni Ömer yoldan gelince, kabre uğrar selâm verirdi. Başkasının böyle yapdığı görülmedi. Ahmed Rıfâ’înin Peygamberin elim öpdüğü yalandır, uydurmadır. Hucre-i se’âdet önünde dua ederken, kabre dönmeyip kıbleye dönmek lâzım olduğu sözbırlığı ile bddırı -mişdir. Hucre-i se'âdeti ziyâret için, uzak yerlerden gelmek hadis ile yasak edilmişdir) diyor.
(Mir’ât-i Medine) kitâbında diyor ki:
Hadîs-i şerîfde (Kabrimi ziyâret edene şefâ’atim vâcib oldu) buyuruldu. Bu hadîs-i şerifi îbn-i Huzeyme ve Bezzar ve Darı-Kutnî ve Taberânî haber vermekdedir. Bezzâr hacetlerinin bildirdiği başka bir hadîs-i şerîfde (Kabrimi ziyaret edene sefa -atim halâl oldu) buyuruldu.
ruldu. Bu hadîs-i şerif, Resûlullahı «sallallahu aleyhi ve sellem» ziyâret etmek için Medîne-i münevvereye gelenlere, şefa at edeceğini haber vermekdedir.
İmâm-ı Taberânî’nin ve Dân-Kutnî’nin ve diğer hadîs imâmlarmın bildirdikleri hadîs-i şerîfde (Hac edip kabrimi ziyaret eden kimse, beni diri iken ziyâret etmiş gibi olur) buyuruldu. İbn-i Cevzî de, bu hadîs-i şerîfı haber vermekdedir. Darı-Kutnî’nin haber verdiği başka bir hadîs-i şerîfde (Hac edip de, beni ziyâret etmiyen kimse, beni incitmiş olur) buyuruldu. Bu hadîs-i şerifi imâm-ı Mâlik de bildirmişdır. Resulullah m «sal-lallahü aleyhi ve sellem» ziyâret olunmak istemeleri, ümmetinin, bu yoldan da sevâb kazanmaları içindir. Imam-ı Beyhekînin haber verdiği hadîs-i şerîfde, (Bir kimse bana selam verince, Allahü teâlâ, rûhumu geri verir. Onun selamına cevab veririm) buyuruldu. Imâm-ı Beyhekî, bu hadîs-ı rak. Peygamberler mezârlarmda diridirler buyurdu. Mübarek rûhunun geri verilmesi demek, yüksek makâmında ve en değerli ni’metler arasında iken, bunlara dalmış iken, bunları bırakıp selâm verene cevâb verir demekdir.
ikinci Abdülhamîd hân. bunun türbesini ve mescidini ta’mîr ve fevkal’âde tezyin etdi. Islâm âlimlerinin büyüklerinden Celâ-leddîn Abdürrahman Süyûtî, (Şeref-ül Muhkem) adındaki kitâ-bında bunlara vesikalarla cevâb vermekde, Resûlullah’m «sallallahü aleyhi ve sellem» kabrinde diri olup, selâm vet;enleri işitdiğini ve selâmlarına cevâb verdiğini isbât eylemekdedir. Bu kitâbında birçok hadis-i şerif bildirmekdedir. Bu hadis-i şeriflerden biri (Mi’râc gecesinde, Mûsâ peygamberi kabrinde nemâz kılarken gördüm) dür. Bu hadis-i şerifi, (Hilye) kitâbınm sâhibi Ebû Nu’aym da bildirmekdedir. Büyük âlim, imâm-ı Abdürrahman Süyûti, 911 [m. 1505] de Mısırda vefât etmişdir.
seo çalışması ve seo fiyatları sizin icin sundu.

seo çalışması

seo fiyatları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder