21 Nisan 2015 Salı
seo fiyati nedirden tarih bilgisi
seo fiyatı nedirden tarih bilgisi evet arkadaslar sizin icin en güzel yazılarımızı sizlere sunarken elimizden gelen bilgileri sizlerle paylasmaya çalısırken seo fiyati nedir çok calıstı ve sizlere herzaman oldugu gibi seo fiyati nedir diyorki Bu ten aonra çok sayıda zayiat veren Hunlar geri çekildi. Boşalan merkezî pıdler tarafından ı^U edildi^. Gepıdlerin müttefiki olan Germen ve lae^ ele geçirdikleri topraklara yerleşerek hikimiyet tesis etmeye çalıştı^, ^ Suyu nun muitekasından. Tuna ile Sava nehirleri boyunca kudretli, sald^f^ Doğu Cermen Krallığı oluşmaya başladı. Sirmium'dan bugünkü Viyana'ya ^ dar olan araziyi ise Sannat gruplan ele geçirdi. Germenler, Hunlar ile akra^ ğı olan Daoa Ripensıs (Bab Transılvanya) dvarmda yerleşmiş olan Emençurv^ Llkındurlan hâkimiyet altına aldı. Bu kavimler Dada kıyılannda, Utus Su* yu'nun ovalannda, Almus ve Öskus'da iskân edildi. Longabardlar Çek ve Slovakya'ya Ak-karpatlar bölgesine geçmişler, Slavlar da Tuna boyun^ kadar inmişlerdir Aynca Hun siyasi varhğınm son bulmasmdan sonra da Sku. ler, Sadagariler ve bazı Alan gruplan Aşağı Moesia ve onunla aynı hat üzerinde olan Kuçuk Iskitya'nın güney cephesine yerleşmişlerdir (kesin olarak Tscherna-Voda>Kö6tence hattına kadar). Bazı Hun gruplan ise Kelkal admda birinin ku-mandasmda Bizans komutanı Aspar'm ordusuna dâhil olarak ordunun süvan kısnunı teşkil ettiler^. Bu arada Attila'nın hususiyetleri kendisine oldukçabenzeyen ortanca oğlu Eiengizik ile Attila'mn en sevdiği küçük oğlu İmek, kendilerine sadık kalan ve topraklannı kaybeden Hunlarla birlikte Karadeniz'in kuzey bölgelerine çekildiler^.
Hun boylan bundan sonra Attila'nm iki oğlu Dengizik ve İmek ile boy beyleri idaresinde Tuna boyundan doğuya çekilerek nehrin del tasma, Dobruca ve Basarabya bozkırlan ile onun kuzeyindeki bölgelere geldüer. Avrupa Hun tarihinin bundan sonraki olaylan hakkmda kaynaklarda ancak parça parça ve oldukça yetersiz bilgiler bulunnmktadır. Karpat Dağlan'nı geçerek Karadeniz'in kuzeyine çekilen Hun gruplannm başmda hayab ve faaliyetlerine dair fazla bir şey bilmediğimiz Dengizik'i görüyoruz. Dengizik, bu sıralarda büyük kısmı kendisine bağlı Hun ve Bittigur (Beşogur) boylarıyla Basarabya ve kuzeyinde bulunuyordu. Hunlarm çekildikleri bozkırlarda kendilerini derleyip toplama ve devletlerini ihya etme arzusımda oldukları anlaşılıyor. 455 senesi bu gayenin hazırlıkları ile geçmiş olmabdır. Nitekim Hun boylarmdan toplanan ordu 456
Gotlan uzenne sefer düzenledi. Harekete geçmeden önce bir elçilik heyetiyle, onlara karşı bir niyetlen olmadıkım, altına almak için tedip sefenne çıktıklarını bildirdiler Hun-üzerine Valamir
ındUki iki kuvvetin bırbırleriyle savaşması Doğu Roma'nın pek Mücadelenin mağlubu da, yıpranmış galibi de artık tehlike teş-Aynca Ostrogotlann bu isteği imparatorun planlanna da uy-ıtnparalor, Galya'da Vizigotlar tarafmdan imparatorluğa yüksel-Avıtus'u tanımamaktaydı. Markianus şimdi bu fırsatı değerlen-^^annonia'y^ terk eden Hunlann boşalttığı bu bölgede Roma idaresini İH^ etmeli istemekteydi (sonbahar 455). Markianus, Sava suyu boyunca e l)oj^ Roma İmparatorluğu'nun en zayıf bölgesini oluşturan Panno-yenilir addettiği müttefiklerine bırakmayı düşünmekteydi. Çürücü Ar-kuvvetlenen Gepidler, Edika ve Skirler güneyde Tuna ile Tisa jj.g5indaki bölgeyi ele geçirmiş bulunuyorlar ve Doğu Germenlere karşı çıkmaktaydılar. Böylece 456 senesi yaz-sonbahan arasında Pan-Ostrogotlar tarafmdan istilâ edilişi meydana geldi. Bunlar, Lâtince ^ Nıgr* diye adlandırılan Küçük Nehircik ile Gotea Scamiunga arasmdaki yerleştiler^.
Dengızik ve İmek kaçkmlann geri çekilmelerini o kadar kolay sağlayamaza 456/457 kışında bunlar Gotlarm izini takip ettiler. Öyle ki, sanki bunlar lıç» köleleri" aramaktaydılar. Valanür'in Attila'mn çocuklarma saldırısı şüp>-MzdeJjşen şartlann açığa çıkarttığı bir durumu aksettirmekteydi. Attila'mn »uklinKnl Valamiriin saldırısına karşı koymaya çalıştı. Neticede bunlar ken-İdiyenııde Hunnivar diye isünlendirdikleri Dinyeper'e veya Tuna Havza-ı'adıkı bölgeye kadar çekildiler“\ ikinci Hun saldınsma Ostrogotlar yol açtı. ^^eo|ot Krab, Hunlarla akrabalığı olan fakat küçük bir kavim olan Sadagarile-*l»lmcuın planladı. Bunlar hâlâ Pannonia'da oturmaktaydılar. Ancak tam ^nkbulunduklan yeri maalesef bilememekteyiz. Bu haber üzerine Dengizik, J**^*^^ harekete geçirerek kendisine sadık kalmış olan beyleri (Uizindur, Bittugur, Angiskir, Bardor veya Bardar) topladı ve Sadagarilerin yar-^tu. Dengizik, harekete geçen Gotlarm Sadagarüere hücum
nr engel oUbılmek için Knü Valamır"ın bulunduğu yere saldırdı. Burası k* ayakla duran, surlarla takviyeli antik bir kent olan Bassiana (Sirmium ve dunum araamda) ıdı. Gol kuvvetleri bu seferde
466 yılında Hun boylan ile Moesia'ya gelen küçük bir Slav kabilesi cUh^ sonra eski yurduna dönmek üzere Tuna'ya doğru yola çıkmca, bu hareketi tebı. asının firan sayan Doğu Roma sınır komutanı derhal sevk ettiği birlik ile Slay. lan geri çevirdi. Halbûkı bu Slav kabilesini kendine bağh sayan Hun beylerin, den Hormidak, bunu içışlenne müdahale addederek sınır komutanını ikaz etti vc oniann gidişine izin verilmesini istedi. Doğu Roma komutanırun buna aldı-nş etmemesi üzerine Hormıdak onu bizzat tedibe kalkıştı. Hormidak idaresindeki akmalar, sert geçen 466—467 kışmda buz tutan Tuna üzerinden kolayca geçmek Batı Moesia'ya girdiler. Burada yağma ve tahriplerde bulunarak pek çok gammet elde ettiler imparator I. Leon (457—474), bu akıncılara karşı Konsül Ant-hemıus (467 yılmda Batı Roma imparatoru olacak)'u vazifelendirdi. Anthemius hazırladığı plan ile Hun kuvvetlerini Sardika (Sofya)'nın dağlık kesimlerine çekti. Hormidak'ın atlıları bu bölgede etkisiz kaldı ve Roma ordusu Sardika şehri-ne girdi. Romalılarm şehri kuşatması ile de burası Hunlar için bir kapan oldu. Anthennius iç kaledeki Hormidak'ı iyi şartlar karşılığmda teslim olmaya ikna etti. Fakat askerler onu dinlemeyerek kaleden çıkmayı denediler. Bu da sonuç vermeyince Anthemius ile müzakereye oturup, yanlarmda hiç bir şey götürmemek şartıyla anlaşmaya vardılar^.
467 senesinde Aşağı Tuna bölgesindeki Dengizik ve İmek başta olmak üzere Hun boy beyleri toplanarak İmp>arator I. Leon'a bir de elçi yolladılar. Kendisi ile geçmişin hatalarım telafi edecek bir dostluk içinde olmayı ve bir banş antlaşması yapümasmı arzuladıklarım ifade ettiler. Aynca Tuna'mn belirli bir yerinde Romalılarm ve Hunlarm serbestçe ticaret yapabilecekleri bir mahallin be-lirlenmesim rica ettiler. Fakat Doğu Roma İmparatoru I. Leon, ülke smırlanna ticaret için girecek Hunlarm yağma yapabilecekleri endişesiyle bu isteği kabul et
2âman4i kadar kendilerine yıllık verp veren Doğu Roma'ıuıv Hun*
--ıjrlanna bile sokmak istemeyerek elçilerine ret cevabı vermesi Hun ^^dırdt İleri gelenlerinin yaptığı ba^ka bir kurultayda İmek ve taraf-
Sasaniler ile savaşan Akatzirler (Acatirler, Ağaçcnier), Sara-^ jüer boyl^nn yanı sıra, birde bu cephede savaşa girmenin doğnı olma-jj^eıek Doğu Roma ile barış halinde bulunmayı teklif etüler Dengi-^ birlikte hareket edenler ise Romalılarm küstahlığını İstanbul sur-tM cevaplandırmayı istediler. Savaş taraftan olanların sert ko-^ iıfl ^ Dcngizik'in tek başına dahi olsa Doğu Roma uzenne sefer joyI«nesi Dengizik ile İmek'in yollarmm ayrılmasına sebep oldu*
y^'ıp maiyetindeki Hun gruplan Pontus boyundaki bozkırlardan aynla
ftoma Imparatoru'ndan toprak rica ettiler. Ogur Türklen ile aralann-pon Nchri'nin kalması üzerine aceleyle smırlann müdafaası karşılı-Tuni boyuna yerleştiler. Cesareti Attila'yı andıran Dengizik ise. Doğu Ro-yapacağı sefer için Aşağı Tuna ile Kıpçak Bozkın arasına yayılmış bulu-Hun boylarından birlikler toplayarak ordu hazırladı ve 466-467 kışmda Tuna üzerinden geçerek Dacia Ripensis (Batı Transilvanyaye girdi, hareketini haber alan Trakya Doğu Roma ordulan kumandanı Got gjbff Hun düşmaru General Anagastes (447'de Murdardan kaçan ve Attila ile ^ itikada savaşan Amegisdus'un oğludur), bunun sebebirü elçi vasıtasıyla ! da cevap alamadı. Bu esnada babasmdan mevrûs tepeden bakan eda-
ıdı Dengizik, tekrar İstanbul'a gönderdiği elçilik heyeti ile İmparator I. Le-ladın sınır pazarlannda ticaret hakkı, yerleşebilecekleri toprak ve eskisi gibi vergi talep etti. İmparator ise cevaben, Hunlar kendisine itaat ederlerse bir ioi olarak isteklerini yerine getireceğini ve düşmanlıklanru bırakmalanndan çok memnun olacağmı söyledi^.
Hun elçilik heyeti ashnda Hımlarm görüşünü bildirmek ve Doğu Romalıla-BOTiiıyarak zaman kazanmak gayesiyle gönderilnüşti. Bundan dolayı Dengı-di*enlecek cevabı beklemedi. Hun birlikleri Tuna'yı birkaç noktadan geçtikten «w sağ kıyıda toplandı. Savaş sahası olarak Moesia seçildi. Dengizik, daha «oelıtruın ve Oescus (Gigen) araşma yerleştirilen Hun boylarına haber gönde-yırdım istedi. Bu talebe olumlu bakan boylardan gelen atlılarla Hun ordu-»hıvveticndi. Doğu Roma idaresi Hunlann harekâtı üzerine Moesia'ya üç or-^ gönderdi Bunlann ikisinin başmda Got asıllı iki general olan Anagastes ile
Asptr bulunuyordu Bu tecrübeli kumandanlar, ovada savaşa girmemeyi ^ Un kendi peşlerinden çekerek yormayı ve sonra atlılarm hareket edeniel ^ bir boğazda savaşmayı pUnUdılar ve planı da tatbik ettiler. Nitekim başu3 Dengmk olduğu halde Hun ordusu, tanımadığı topraklarda Romalılan tikten sonra bir boğaza girdi. Bunun üzerine Doğu Roma ordusu Hımlan bir yandan kuşattı. Kayalık bir arazide, üstelik erzaksız bir halde tuzağa Dengızık, buradan daha az zararU kurtulmak için Doğu Romalılara elçi rerek kendüenne toprak verildiği takdirde barışa razı olacaklarını ve yurtUrujj döneceklerim bıldudi. Komutanlar bu teklife cevabm imparator tarafından rüeceğini, bunun için beklenileceğim söyleyince, Hunlar bu sefer yiyecek istedj. 1er Bunun üzerine İstanbul'un karan gelinceye kadar Hunlara erzak verilmesi kabul edildi"^
Doğu Roma ordusımda hizmet gören Hun asıllı Khelkhal adında bir subay yiyecek dağıtmak üzere gittiği Hun birlikleri araşma nifak sokarak Hunlan birbirine düşürdü. Anlaşmazlık silahlı mücadeleye dönüşünce de Doğu Roma ordusu taarruza geçti ve Hunlan kılıçtan geçirmeye başladı. Dengizik kendine bağlı atlı bir birlik arasmda hengâmeden sıyrılarak Tuna'ya doğru çekilmeyi başardı. Hunlar bu seferden de sonuç alamadan perişan oldu. Yenilginin öcünü almak isteyen yiğit Dengizik tekrar hazırlığa girişti. 469 yılında Hun kuvvetlerinin başmda bir kere daha Doğu Roma ülkesine saldırdı. Ancak Moesia bölgesindeki bu sefer Dengizik'in sonu oldu. Anagastes'in tuzağma düşen Hunlar mağlup oldu. Savaş sırasmda öldürülen ve Romalıları epey uğraştıran, belki de zi-hmlerdeki Attila korkusunu ortaya çıkaran Dengizik'in başı kesilerek İstanbul'a gönderildi. Attila'nm kahraman oğlunun başı caddelerde törenle gezdirildikten sonra, Hipodrom (At Meydam)'da bir mızrağm ucunda halka teşhir edildi. Doğu Roma'mn resmi tarih yazıcısı bu hadiseyi "Zenon ve Martianus'un Konsül-lüğü zamamnda ve İmparator Leon'un 11. yılında İstanbul'a Attila'nm oğlu Dengizik'in kesik başı getirildi" diye kaydetmiştir^.
Dengizik'in ölümüyle Avrupa Hun Devleti tamamen dağılmış ve kesin olarak sona ermiştir. Tuna boyundaki boylar başsız kalmış ve perişan olmuşlardır. Bir kısnu daha kuzeye çekilirken, bir kısmı da Doğu Roma'ya tâbi olarak Roma arazisine yerleşmişlerdir. O sıralarda Asya'dan batıya doğru gelen Avarlann
C D. Gordem, The Age of AtiiU, Michıgan, 1960, ». 134-136; A. Thierry, Htstoire D’Attila, s. 264-269; E. A. Thompson, A Hutory of Attüa and the Huru, s. 157; O. J. Maenchen - Helfen, Die Welt Der
^ neticesinde Turfan civarındaki yurtlanndan olan Sabirlcrin baskısı üe ikind yansında Batı Sibirya'daki topraklarından çıkarak a^ ağır 0|ur boylarının büyük kütlesi Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlara gel-^^'^ulunuyorlardı. Kısa sürede Basarabya ile onun kuzeyinde yaşayan Hun jJyjükItfı Ogurlarla kanşnıaya başlamışlardır. Böylcce Doğu Avrupa tarihin-ilinde Bulgar olarak bilinecek yeni bir dönemin temeli atılmış oluyordu. Öy-I ta, Avrupa Hun Devleti'rün yıkılışmdan sonra daha uzun müddet Romalı nüvfmhkr, Aşağı Tuna'dan Kafkaslara kadar uzanan geniş sahadaki Türk tandannı ekseriyetle Hun genel adı altmda anmışlardır.
Bizâns kaynaklarında 'Tdpıpou lapcıpoı, IciPitovk;'', Latin kaynaklannda Sıviri''^ Ermeni kaynaklannda "Sawir-k^ Savirk" ve Arap kaynaklarında "s"* lA, fwâr" biçimleri ile karşımıza çıkan bu kavim Türk tarihçiliğinde "Sabir, Sabır ve Suvar" adlanyla anılıp incelenmiştir. İsimlendirme tercihleri her ne kadar çok olsa da haklannda yapılmış olan çalışmalar bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Konuyla ilgili olarak ilk müstakil makalenin sahibi olan Şerif Biftav "memleketimizde hiç tanınmamış bir Türk kavminin tarihinden bahsedeceğini" söylerken hiç de haksız değildirV Baştav aynntıh incelemesinde bu lavım için "Sabir" kullanımım tercih ederken, İbrahim Kafesoğlu ve Taşağıl *Sıbar" demeyi uygun görmüşlerdir^. Doğ;u Avrupa'nm bu gizemli halkıyla il-^ olarak Türkçedeki ikinci müstakil makalenin sahibi Karatay ise "Suvardı ms ilır^. İnceleme boyunca biz de terdhimizi Suvar biçiminden yana kullandık ora Türk dilinin ilk gramer kitabım hazırlayan ve eski Türk boylanyla ilgili ay-nntıiı bilgilere vakıf olan Kaşgarh Mahmud Suvar'ı öne çıkarmaktadır. Bundan hfka pek çok ortaçağ İslam kaynağmda bir şehir ismi olarak da
UımW ü|çıb çAİışmaUra bakmak gerekirse; ilk açıklamaların sahıb, v, • meth, SabüT. Sâpmr esatlı bır denemeyle sap- kökünden türediğini duçundİ^ Suvar adının göçer hayaU uygun bir biçimde •'sapmak, yol değiştirmek" naamı taşıvabıkceğıni belirtir^ Zekıyev tıpkı Bulgar kavim adında olduğu tondaki -cr^ -ar ekınm halkı, insanları belirttiğini açıklayarak, Sub/ar, Suv/|^ doğrultusunda •'tu halkı, ırmak kenarındaki insanlar" anlamına ulaşmaya çı)|, fir^. Ağasioğlu da bu konuda Zekiyev'le hemfikirdir^. G. N. Potanin adlandı^, manın Moğolcadaki "subr" (dağ kurdu) veya Baykal Nehri'nden çıkan efsane vi kopek "Sıber"den geldiğini one sürmüştür^. N. A. Abramov kelimenin Türk-çe "tıbırmak" (temizlenmek, arınmak) anlamından geldiğini ileri sürmüşse d< bunu deliUcndırememıştir* *. Yer ismi olarak "Sebir"den hareketle, adm Moğolca 'Ataklık, çalılık"^ anlamı taşıyabileceği üzerinde durulmuş ancak bu göruş pek İtibar görmemiştir. Zira Golden'a göre de genellikle Moğollar fethettikleri bölgelerdeki mevcut toponim ve etnonimleri kullanmaya devam etmişler-dir'""
Açıklamalardaki farklılıklann temelinde Sabar ya da Subar biçiminin esas aimnvası yatmaktadır. Karatay'a göre ise "suw+ar" yani '^utlu insanlar" açıkla ması en makul olandır”. 1680 yıhnda yazıldığı iddia edilen ancak asıl nüshası nm bulunmaması sebebiyle bilim dünyasmda pek itibar görmeyen bir Tatar Bulgar kitabına göre Kafkasya'daki Türk kabilelerinden Burcanlar, tannya Ku bar ve Subar diyorlardı”. Bölgeye dair en mühim kaynaklardan birisi olan Ka lankath'nın eserinde de Kafkas Hurdan'nm tannya Kuar dedikleri kaydı mev cuttur”. Eski Türkçedeki kıw, kuw kelimelerinin 'T>aht, devlet, kut" anlamlan na geldiği noktasmdan hareketle tıpkı Teng-eri açıklamasmda olduğu gib: "kuw-»-er" (kutlu er, halk) çıkanmmı yapmak gayet doğaldır. Hemen bu noktada Türkçedeki söz başı k-s geçişini hatırlamak (kanmak-sanmak, kemik-sü-mük) meseleyi biraz daha anlaşılır kılmaya yetebilir.
Icanaatc göre Suvarlara dair ilk haberleri, Avrupa'ya gelen di-
^yj\nmlcrinin macerasını aktaran Priskos'un satırlarından öğreniyoruz ile "Açağı yukarı bu su-alarda Saragur, Urog (Ogur) ve Oıvıgur-goma'y* elçiler gönderdiler. Bu kavimler Sabirlerle yapılan harp neh-olduklan yerlerden çıkartılmışlardı ve komşu ülkelerin toprak-etmişlerdi. Sabirleri Aharlar püskürtmüşlerdi. Aharlan ise okyanus oturan ve bir yerden denizden yükselen büyük buharlarla sislenn, di-jjj*ftan jımdiyc kadar duyulmamış pek çok yırtia kuşun (grifon) yaklaşma-kavimler vatanlanndan çıkartnmşlardı ki, bu yırtia kuşlann insan yiyip bitirmeden yok olmayacaklan söylentisi vardı ve insanlan paralı-Bu felaketler neticesi hareketlenerek komşu ülkelere hücum ettiler. Bu-jîp bu kavimler, hücumun şiddetinden dolayı mukavemet edemeden bulun-yjın yerleri terk edip kaçıyorlardı. Öyle ki, yeni bir yurt arayan Saragurlar ^ıler ve Akatir Hunlanna rastladılar. Onlan harple yenerek tabi kıldılar ve ^öikle Romablann dostluğunu kazanmak maksadıyla elçiler yolladılar. İmpa-^elçileri kabul etti ve hediyelerle memnun ederek geri gönderdi"**.
463 yılmda cereyan eden bu hadiseye göre İç Asya'daki Avarlarm müdaha-j ^düşünüldüğünde Suvarlan kuzeyde İrtiş boylarından ve güneyde Yedisu jıoljiesınden daha batıya yerleştirmek mümkün gözükmemektedir. Yurt tahsis dpe konusunda fikir beyan eden Nemeth'e göre onlar eski Türklüğün doğu jûl^Iennden gelmekte idiler*^. Risonyi onların Turfan yakmlannda olduğunu ^ eder Henning de tıpkı Râsonyi gibi Soğdça "Nâfnâmak"ta geçen j4pvrv=Sabü^" kelimesiyle, onların bir ara Turfan bölgesinde bulunduklarına ddiıl çekmeye çahşır*^. Czeglödy, İli Nehri ve Cungarya bölgesi üzerinde du-r«kaı Gumilev Kazakistan bozkırlarım önermiştir**. Pritsak, Sabir kelimesini }ta-pı'lcr ile özdeşleştirmeye gayret göstermiştir*’. Ancak bir tür halklar kon-lüsııyonu olan Hsien-pi'lerin Juan-Juanlarla mücadeleleri paralelinde batıya tirçekteştirdikleri büyük bir göç haberine herhangi bir yerde rastlanmamakta-k. Dokyıayla PritsakTn önerisi güç gözükmektedir. Esas itibari ile Orta As-n'k bir yerlerde Suvar yurdu tespitinin yolu kapalı duruyor. Bunu destekle
Ancak yurt meselesi noktasmda erken dönemlere dair haberler akta kiçağ ytzarlan bize birtakım ipuçlan sunmaktadırlar. MS II. yüzyılda Ptolemeus, Ihl avanndakı 'T<nxıpoı*' halkından söz eder”. Yine aynı "îouopfirtvoı* kavmmden bahseden yazarm anlatımlan akla İtil doğusm^J^ bölgeyi getirmektedir Suvar kavim isminin macerası Çin kaynaklarının ^ siz kalışı ile karanlığa mahkûm gibi durabilir ancak tıpkı başka Türk topl^ ^ lannda olduğu üzere eskiçağ Ortadoğu'sundaki birtakım kavim isimleri hı düşünmeye sevk eder MÖ IH. binyılda Van Gölü ile Bağdat arasında yaşay^ bir halkın adınm Subar olduğu bilinmektedir. Bu isme hem Subar hem Subjr|), çimlerinde rastlıyoruz.^ Kuhrt'a göre Subartu kelimesi Mezopotamya'da ku^ yi ifade eden bir
^layifiyl* Subarlarm, Sümerlerle sıklıkla karşılaşmalan kaçınılmazdı Bu ^ kendisini dil yadigârlarında göstermektedir. Sümercedeki Türkçe karşılıklan bulunan kelimelerin muhtemel ve mümkün kaynağı on-^ icuzcv komşusu Subarlar olmalıdır^.
geçen kavme dair daha sonraki haberleri Heredotos bize aktarmakta* gjjpeir isminde bir topluluktan bahseden Heredot onlarla ilgili olarak şun-^ föder; 'IColkhis'ten (Gürcistan) sonra Media'ya (Güney Azerbaycan) kadar vol o kadar çok değildir, zira bu iki bölge arasmda tek bir ulus vardır, ^^Saspeırlerdir ve onlar arkada kaldıkları zaman artık Media'dır.
Karadeniz doğrultusımda uzanan dağların eteklerine düşüyordu; Sas-pgjicrle karşı karşıya bulunduğu bu yönde, Medler ülkesi dağlıktır, yüksek ve ıtmınlik koyaklarla örtülüdür; öbür yönleri tek bir ovadır"^. Görüldüğü üzere pjifedotos'un anlatımlan Saspeir halkmm Güney Azerbaycan ile Gürcistan ara-ıgtdı bir bölgeye yerleştirilmesine imkân vermektedir. Vaktiyle bulunmuş ol-Kuzey Irak'tâki yurtlanndan Sami kavimlerin baskılan neticesinde ku-ifyf doj^ çekildiklerini düşünmek yanlış olmayacaktır. Üstelik yer isimleri de bu fikn destekler niteliktedir. Bu tafsilath bilgiler Suvarlan ısrarla Asya içlerin-(ie anmamızı gerektirmeyecek özelliktedir. Bölgedeki birçok Türk kavmini dik-lıjtındcn kaçırmayan Çin kaynciklarmda da Suvar'ı çağrıştıracak bir kavim adını rastlaıunamıştır. Bunun yanında bahsini ettiğimiz bitişken bir dil konuşan Subu halkı ile kısa bir süre sonra Doğu Avrupa arenasmda boy gösterecek olan Suvırlan birleştirmede henüz herhangi bir beis görülmemektedir.
Suvar halkı için toparlanma dönemi İtiTin doğusunda, Sibirya'da bulundukları günlerde gerçekleşmiş olmahdır. Hunlann baü dünyasma fırtmalı günlen yaşattığı sırada Suvarlar istirahat imkânı bulmuşlardır demek yanlış olmaz. V vuzyılm sonlarına gelindiğinde güçlerini arttıran Suvarlar artık bölgedeki bir ite siyasi gelişmelere de müdahil olur halde karşımıza çıkmaktadırlar.
Inn tahtında bulunan Kavad, başarılı bir politika izleyerek devletinin doğu «riınm güvence altma aldıktan sonra dikkatini batıya çevirmişti. Bu sıralarda inam kuzeyindeki göçer kavimler hem Bizans'm hem de Kavad'm ilgisini çe-iaw ve aralarındaki amansız mücadele onları bu kavimler arasında destek ara-tena itiyordu. Zaman zaman devletin bizzat kendisi için büyük bir tehÜke
vcrüiMsi kaçımImAzdı Prokopîus'a göre, 504 yılına gelindiğinde İran Ş^hj ^ v»d, SavirVerie miıcadele edebilmek için Bizans savaşlarına son vermek zo ^ da kalmıştı^ Bir süre sonra gerek İran gerekse Bizans, devlet smırlanm kon^ bilmek ve onları savaşlarda yanlarında tutabilmek için Suvarlardan barışı alır bir hale geleceklerdi.
Bu günlerde uzun suren mücadeleler esnasmda Suvarlan her iki ceph^ de görmek şaşırtıo değildir. Oldukça çetin geçen İran-Bizans mücadeleleri sır^. suKİa savaşçı yetenekleri ve kalabalık ordularıyla taraflar için cazip bir müttefiı^ olan Suvarlar için, Malalas, bir sefer esnasında yüz bin asker çıkarabildiklerin, den S02 etmektedir^ Bu sayı bozkır şartlarında biraz abartı gelebilir, ancak bu dönemde Suvarlann askeri yetenekleri ve kuşatma konusundaki maharetleri hakkında kaynaklar sozbirliği yapmış gibidirler. VI. yüzyüın ilk yansında Suvar hareketlen hayli geniş bir alana yayılmaya başlar. Marcellinus 515 yılında Hun-Suvarlann Ermenistan'a saldınlarmdan bahseder. Malalas ve Theophanes'e gö. re bu saldınıun gerçekleşmiş olduğu tarih 516'dır ve görünüşe göre İran Suvar-lan kendi tarafına çekmeyi başarmıştır^.
Bazı kaynaklarda Kafkasya'da meskûn Hunlar olarak zikredilen, Kedre-nos'un ise Sabır ismini kullanmayı tercih ettiği bir kol Konya önlerine kadar gel-miştir. Eskiçağ Anadolu'sunda bulunan Roma eyaletlerinde büyük bir yıkım ve zarara sebep olan bu harekâtın neticesinde Anastasios, Kapadokya'da bazı yerleri tahkim etmeye mecbur kalmış ve bu havalide oturanlan da üç yıl süreyle vergiden muaf kılmıştır”.
520'li yülann başmda Lazika sebebiyle İran ile Bizans arasmda yeni bir savaş kıvılcımı ortaya çıktı. Lazika Krah ZtathiosTa irtibata geçen Bizans İmparatoru I. lustinos (518-527), onunla iyi ilişkiler kurmayı başarmış ve kralı vaftiz ettirmiştir. Valeriana admda bir Romalı kadmla evlendirilen Ztathios'a Roma usulü bazı hediyeler ve kıyafetler yollanması, Kavad'm dikkatinden kaçmamış ve şadı, Bizans'a bir elçi vasıtasıyla durumdan duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir. Kavad aynı zamanda Hunlann başmda bulunan Zlilgibis'i ve yirmi bin kişilik ordusunu kendi tarafına çekmeye çalışmaktan geri durmamıştır. Theopha-nes'in kaydına göre bu sıralarda lustinos da Hunlarm desteğiıü aramaktaydı ve
2iigibı* *'in yakınlığı onda endifeye sebep olmuştur" Bunun üzerine bir poütik* takip eden lustinos, Kavad'a bir mektup yazarak Hunlar-jıediyeleştığiıü, onlara para gönderdiğini ve İran'a ihanet edecek-Ive Kavad'ı buna inandırmayı ba^rmıştır. Hun başbuğunu ya-
^rakım Kavad, ona durumun doğru olup olmadığını sorduğunda Zılgibıı ^ hediyeler gönderdiğini inkâr etmemiş ve bunun uzenne bir gece orda-baskınla ortadan kaldınlmıştır^V
Kocası Balakh'ın ölümünden sonra Hunlarm başmda gördüğümüz Boank Bizans için oldukça iyi bir müttefik durumundaydı. Iran-Bızans ilişki-jçergin olduğu günlerde bölgedeki Hun-Suvarlar taraflar arasmda sıklık-j^tınyordu. İktidann kuvvetlendiği Boank zamamnda dahi iki Hun yymm kendisine bağb birlikler ile İran'a intikal etme çabası olmuştur. Glon ve jigfik {Tyrtnx) isimli bu Hun kumandanlarmm teşebbüsü üzerine İmparator kıymetli hediyeler ile Boank'a başvurarak söz konusu Hunlarm Ka-ni'ıkıtılmasını engellemesini istenrüştir. Bunun üzerine harekete geçen Boank ^ Hun beyini yirmi bin kişilik ordulanyla birlikte yakalayarak mağlûp etmiş ve l^'ı ufer nişanesi olarak zincirleterek İstanbul'a göndermiştir. Maialas'm jgygdı^me göre Glon bu mücadele esnasmda Boank'm adamlan tarafmdan öl-junjlmuştür“.
530 yılında Dara şehri dvarmda İran ve Bizans arasında yeni bir savaşm pgiUk vermesiyle, Suvarlar tekrar harekete geçme hrsatı yakalamışlardır. Ka-vıd m Inn Ermenistan'ına göndermiş olduğu orduda üç bin kadar Suvar da yer ıtoşhr Sıvaş İran'm mağlubiyetiyle sonuçlanmış olmasına rağmen mücadele-iff anısında yağma ünkânı bulan Suvarlar Roma eyaletlerini ve Ermenistan'ı ite ettiler^ Aym haberi Hatip Zakharias'da da buluyoruz. Kışm gelmesi ve hıvı jartlan sebebiyle İran ordusunun iyice güçten düşmesi ve Kavad'm tew sefenn başarısızlıkla sonuçlanmasına sebep olmuş ancak Hunlarm yağ-MBun önünde hiçbir güç duramamıştır^. Bu yağma akınlanndan Anado-k dıki bazı koloniler de nasibini almış, Halep civarına kadar olan yerlerden pek ^gınımet elde eden Suvarlar geri dönüş esnasmda topladıklarmm bir kısmı-I Mırtiropolis şehri valisi Vessa'ya bırakmak zorunda kalmışlardır^. Bu ilk
^ TtephMM, The Ckrmick of Theophma the Confasor, ı. 254.
Bu süreç içerisinde Iran Şahı Hûsrev'in (531-579) 545 yılında kuzeyli kavin») karşı gerçekleştirdiği sefer esnasında Suvar gücü dağıldı. Dağılan Suvarlann^ kısmı Iranlüann bir kısmı ise Bizans'ın ücretli askeri olarak faaliyet gösterm ^ başlamıştı. 551 yılında Iran-Bizans mücadeleleri yeniden alevlendiğinde Suv^' lar her iki orduda da bulunuyorlardı. Prokopius mücadeleler esnasında ikj ^ rafta da yer alan Suvarlann sayılan ve yukanda söylediklerimizi destekler liktekı asken dehalanndan aynntılı bir şekilde bahsetmektedir**. Savaşın kaden ıkı ordu içerisinde de yer alan Suvar askeri birliklerinin özellikle kuşatmalarda etkili olan koçbaşlanndan çokça üretmelerine bağlanmıştır. Savaşın aynntılıla nyla ilgili olarak Agathias da bügüer sunmaktadır. Onun notlan arasında Suvar kumandanlannm isimleri ve ordulann sayısma kadar teferruat bulmamız mümkündür*
Lazika Kralı Gubaz'm (541-555), Kolheti'ye İran askerlerirü yerleştirmek isteyen HüsreVe karşı Bizans'a başvurması ve Alanlar ile Suvarlan yardıma çağırması yeni bir savaşm başlangıa olmuştur. Yeni müttefikler yalnızca Kolhe-ti'yi korumak değü, İran için bir üs görevi niteliğindeki İberya'yı da yerle bir etmek üzere aralarmda antlaşmışlardı^. Ancak Gubaz'm Alan ve Su varlara vaat ettiği parayı ödemeyi geciktirmesi üzerine, bunlar İran tarafma geçmişler ve boylece İran ordusunda on iki bin kişilik bir Suvar birliği oluşmuştur. Savaş içerisinde Suvarlan mutlaka yaıuna çekmek isteyen lustinianos'un (527-565) gerekli ödemeyi yapması üzerine Petra şehrini kuşatan Bizans ordusuna üç Suvar kumandanı birlikleri üe katılarak Romalılara kuşatma süahlan yapımmı öğretmişler ve bu araçlar sayesinde Bizans birlikleri şehre girmeyi başarmıştır**. İran ordusu kumandam Mermeroes da ordusunca bulunan Suvarlardan, Bizans'ın kullandığı koçbaşlanndan imal etmelerini istemiş ve bütün kuvvetleriyle Bizans ordusuna saldırmıştır. Mücadeleler sonunda Bizans'm İran'a bir miktar ücret
|jj|ilı^mda bir mütareke imzalandı. Iran, Bizans'tan aldı|;ı bu parayı j^^^virUn yanına çekmek için harcadı".
gayretle, yaklaşık 3000 Deylemli'nin de bulunduğu ^ Vlerm^rofs ûf' yardunma göndermeye çalıştıysa da Balmakh, Kutilzis ve ^ıjmdakı kumandanlar idaresinde Bizans hizmetinde bulunan Suvar bir-^ ordunun büyük kısmmı imha etmeyi başarmıştır. 550-555 yıllan arasın-^ 0CBdt\tkrde Bizanslılarm Suvar askeri gücünden tam manasıyla yarar-^ ıijeğı g«yc* * açıktır. Savaşlar esnasmda Suvarlarm tamamını ordusunda ifteyen Bizans'm bu arzusu Maxentius ve Theodonıs admdaki iki ku-r sakin bir sahada, silahlarını bırakarak yaşama meylinde olan, beş
ugjik bir Suvar topluluğu üzerine göndermesi hadisesinde açık bir şekilde lir"
^yırların bölgeye gelişleri birçok Türk kavmini olduğu gibi Su varlan da etkilemiştir. Bölgede Utrigur ve Suvarlan hâkinüyetleri altma alan l^yıflır Kandik isimli elçilerini İstanbul'a göndererek bir antlaşma yapmışlar-^ pu gelişmeleri aktaran Menandros, İmparator II. lustinos'un (565-578) Avar-^ ınUşmasını zekice bir hareket olarak görür^. Ancak genel hatlar itibariyle ^lır üzenndeki Avar hâkimiyetinin çok kesin sınırlanmn olmadığı gibi bu pek de uzun sürmemiştir.
Yeni dönemde Suvarlarm ismirün tekrar zikredilmesi 578 yılma tekabül et-jjjirtedir. Menandros'un anlattıklanna göre II. Tiberius (578-582) zamanmda jjgı'lı vuku bulan harpler esnasmda, "Sabirler" ve Alanlar, Albanya'daki yurt-jjnndın ılmarak Kür Nehri'nin beri taraflarına yerleştirilmişlerdir". Artanuı-göre Bizans'ı böyle davranmaya iten, 571 yılmda Ermenilerin isyam üze-rtrlL luftinos'un ordusunu Kafkasya'ya gönderdiği sırada buradaki Suvarla-nönce Bizans'a itaat bildirmelerine rağmen Roma ordusunun Albanya'dan ay-niBMYİa Iran tarafına geçmeleri olmuştur^. Bölgedeki diğer kavimlerle birlik-kSınnrlann da bir kısmı Romalı generaller aracılığı ile rehin olarak İstanbul' a götürülmüştür. Aynı zamanda Alan ve Suvar elçileri de İstanbul'a gelerek İm-fmtoria görüşmüşlerdir. Feh^r, burada imparatorun vaktiyle sürekli yardımları aradığı Suvarlardan, destek alma konusımda artık pek de istekli olmadığını ^ufunmektedir. Nitekim Bizans kontrolünü
Batıda latamı Ka^'m faaliyetlerinin artüğı ve hâkimiyetinin ama uUftıjı gunknk bölgedeki Suvarlann da diğer halklar gibi letı ıdareamde tutulduğu anlaşılmaktadır. Bu günlerde Bizans İmparato ^ bcnui tarahndan yeni bir asken muahede sağlama gayesi ile Gökturl^ olarak Valentinoi'un gönderildiğim biliyoruz. İstemi Kağan'm ölümü do^ ^ la Turklenn yuğ törenine denk gelen elçt Göktürk Kağanı Türkşad'm öflr^^' maruz kalmıştır^ Bızanslılann, Gökturklcri kızdıran hareketleri yalnızca^^ laıia ilgili tutumlan değildi. Azerbaycan sahasmdaki Suvarlara, Bizans ta dan müdahale edilmesi Göktürkleri yakmdan ilgilendiriyordu ve bu d ^ Göktürk cephesinde öfke ile karşüanmıştı*. ^
Bir sure sonra Suvar birliğinin çözülmeye yüz tutması ve Hazar etnüc a(ij nın yükselmesi ile Suvar kuUammmm seyrekleştiğini görüyoruz. Mesudf Hazarlara Türkçe Sabir, Farsça Hazarân dendiğini söylemesi kavmin akıbeti belirleme noktasmda önemli bu* haber olduğu gibi, bozkır halklannın isinüen(j rilmelen konusunda da müthiş bir örnek teşkil eder. Zamanla Hazar ismini^ baskın hale gelmesi, güçlenen bir boy veya uruk adımn bağlı bulunduğu boy birliğinm üzerine çıkması gerçeğinden başka bir şey değildi. Belâzurî ahalisi Suvar olan Azerbaycan'daki Kabala kentinden Hazar yerleşimi diye bahsetmektedir ki^, bu Mesudfyi doğrular nitelikte bir haberdir.
Bu noktada Hazarlann Suvarlann devamı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kaldı ki Hazar Kağam Yusuf, Hasday b. Şapnıt'la mektuplaşmasmda bu akrabalık bağma temas etmiştir*. Porphyrogenitus Macarlara Hazar hâkimiyeti altinda yaşadıktan dönemde Sabartoi dendiğini bildirir, Kabarlar ile Hazar-lan aynı ırktan kabul eder^V Bunlardan başka bazı yeryazım kitaplannda da Su-var-Hazar bağlantılanna işaret eden kayıtlara rastlamamız mümkündür. Anonim Hudûdu'l Âlem'de "Sav(ğ)ar" etrafı güçlü surlarla çevrili bir Hazar kenti olarak karşımıza çıkar*.
Hazar üst kimliği altmda varlığım devam ettiren Suvarlann hareketlerini bir süre sonra net biçimde takip edebilmek güçtür. Ancak Doğu Avrupa tarihinin bu cevval kavmiyle ilgili olarak bazı haberler gelmeye devam etmiştir. VII. yüzyıl ortalannda telif edilen "Ermeıü Coğrafyası"na göre Derbend'in kuzeyin-
^ İHnail Mangaltepe, Btzffns KMynâkknndâ Türider
^ oUn beyliğinin hemen doğusunda Savirk halkı otunnaktadıı^
^lifindi bır kağan ve hatunun bulunduğunun söylenmesi yine Hazar-getirmektedir Derbend'in kuzeyindeki bu birlikteliğin dfvtm ettiğini IX. yüzyıl ortalannda eserini kaleme alan İbn Hurdad
^ guvarlann bir kısmının Derbentsin güneyine mdıkleri bilinmektedir ^ ^p^çirvan zamanmda Suvarlardan bazılannm şimdiki Azerbaycan top-yeri«çbnldiğini görüyoruz. Buraya yerleştirilen Suvarlann bölgedeki 0*‘^**’^|jyetleri içensinde anılmış olması muhtemeldi^^^ 571-591 yıllan ara-H^^^^eşnıiş olan Iran-Bizans savaşlan esnasmda Doğu Roma ordusunun ^ buluna bir kısım Alan ve SuvarSı esir aldığı bilinmektedir.
topraklarına inen Savarlarla ilgili bir diğer haber, yazar Impa-porphyrogcnitusSun sunduğu bilgilerdir. Sabartoi asphaloi/Macarlar olarak adı geçen bu uruğun göçü ile ilgili verdiği bilgi kafa kanşıklığma ™oln^uştur Porphyregenitus'un naklettiğine göre, 'Türk (Macar) milletinin ^ ölüden Hazar'ın yanmda, ilk voyvodalarmm adına ithafen Lebedia de-y^eidi Bunlar o zaman Türk adlanmıyordu; şu veya bu sebeple 'Sabar-J^uphaloi' ismine sahiptiler... Peçenekler o zaman Hazarlara karşı savaşa kal-yenilerek kendi topraklarım boşaltmak ve Türklerin topraklarına yer-zorunda kaldılar. Ve Türklerle o zamanlar Kangar adlanan Peçenekler uinnda savaş gerçekleştiğinde, Türklerin ordusu yenildi ve iki kısma ayrıldı.
1^ loşun doğuya doğru gitti ve İran bölgesine yerleşti ve onlar bugün hala türklerin eski ismi olan 'Sabartoi asphaloi' diye adlamrlar"^.
Bu habere en yakm bilgiyi Belazuri'nin eserinde buluyoruz. Burada Mer-vın'ın yirmi bin kadar bir Slav topluluğımu göçürdüğünden bahsedilmekte-Poıphyregenitus'da herhangi bir İslam müdahalesinden bahsedilmediği |iı bu haber içinde de Peçenek yahut Kangar'm adı geçmez. Kaldı ki Hazar Derieti'nin güçlü günlerini yaşadığı bir dönemde Orta İtil ve Don dvannda ya-finn bir
Turiustan coğrafyasında hayat bulan Türk kavmi, tarihin akışı içerisinde jgınmiMerini kıskandıracak kadar önemli görevler icra etmiştir. Orta Asya nDo|l Avrupa sahasmm mümbit topraklan Türklere engin ufuklar açmış, me-yanşmda vizyon sahibi olmalarını sağlamıştır. Tarihin derinliklerine Ulpı gidildiğinde bazı kavimlerin kökenleri meselesi daha karmaşık bir hal al* üida, etkileşimler, komşuluklar ve diğer nedenlere bağh faktörler nedeniyle lifltoüen ve nasıl tezahür ettikleri tespit edüememektedir. Avarlarm kökeni ko-iMiu da kaynaklann yetersizliği nedeniyle henüz aydınhğa kavuşturulmuş de Belki de Avarlarm kökeni kadar hiçbir mesele Asya bozkırlarını, Türk ka* rmierini, Doğu Avrupa tarihini çalışan hiçbir Türkolog'u bu kadar yormamış, bu kadar üzerinde farkh mülahazalar serdedilmemiştir. Avarlarm ismi ve köke Mkûnuaunda ilim âlemi henüz bir neticeye ulaşamamış, verilerin azhğı ve za-fA|ı çeşitli yonımlarm yapılmasına neden olmuştur. Milattan önceki dönem* janeait malumatlara ulaşılabilseydi, şüphesiz bu sorun çözülebilirdi. Fakat bu inuda Çin hanedan yıUıklan, Bizans kaynaklan, Arap kaynaklan veya başka ûrmklar dmri davranmış, nuıhdut bügiler vermişlerdir. Pek çok batüı müellif Anviann kökenini Hunlara bağlamayı uygun görmüşlerdir. Devlet yapısı, dil !02ffiikleri, kültürel unsurlar da eklendiğinde bu benzerlik veya akrabalık oBiKTi şaşutmamahdır. Şüphesiz Avarlan tek bir kabile, boy veya bodun ola* ak görmek, çok eski tarihlerden beri var olan büyük bir kitlenin tarihi süreç içe-nnde Türkistan bozkırlanndan, Karadeniz kuzeyindeki sahalara ve oradan da 3ojn Avrupa'mn yaşanabilir arazilerine sürüklendiklerini iddia etmek de doğ
m dej^ldır Bu kavmın içinde pek çok etnik unsurun yer aldığı, kaj yapüklan ve baskın grubun kültürel özelliklerine büründükleri kesindir H Öncelikle Herodof ta Abaris olarak bahsedilen topluluk Avarlar za mıştir Herodot Iskitya'da yaşayan bu halkın kahramanlanmn aç-susuz^* *^ kilde bir ok üzerinde dünyayı dolaşhğmı anlatmakta\ onlann Strabon'da ^ Hiperbol^ olduğunu belirtmektedir. Avarlann göç etmesine neden olan Gr^ ile Hiperborlar komşu idUeı^. Avarlar hakkmdaki ilk kayıtlara İtil Nehri'nind^ ğu kısımlannda göründükleri sıralarda seyyah Priskos'un eserinde tesadüf lir Okyanus kıyüannda yaşayan insanlar yırtia kuşlann yaklaşmasıyla ym^ nnı terk etmişler, komşu kavimlere saldırmışlardı. Bu kavimler saldınlann ^ detmden olsa gerek mukavemet edemeden yurtlarım terk ediyor, onlar da bjj başka kavmi yerlerinden ediyorlardı. Böylece Avarlar Sabirlere^ hücum etnu^ ler, Sabirler de Saraguri, Ogur ve Onogurlara saldırarak yurtlarından çıkarmış, lardı*. Zakhana'da Ermeıüstan, Kafkaslar ve ötesinde yaşayan on üç kabile ara-smda Avarlan da zikretmişti^^ Yine bu bölgeye yakm coğrafyalardaki Ayarlardan John Ephesus bahsetmiştir. Bozkırlardan hareket ederek Trakya üzerinden İstanbul'u tehdit ettiklerini ve uzun saçlan ile dikkat çektiklerini vurgulamıştı/
Çin kaynaklarında bilhassa Sui-Shu'da, Tu-küe Kağam Şa-po-lüe'rün cesaretinden dolayı A-po Kağan'dan nefret etmesi ve onunla olan mücadelesi konu edilir*. Burada Tu-küe kağamnm A-paTara saldırmasmdan söz edilir^. Yine bir Çin kaydmda 603 yümda Tiele'rün onu aşkm kabilesinden Sse-kie, Fu-li-kü, Hun, Sie-sa, A-pa, Pu-ku ve diğerlerirün Ta-^ou Kağan'a saldırdıklan belirb* lir^°. Her iki kaynakta da belirtilen "A-pa" kavminin Avarlar olabileceği iddia edilmiştir. Bazı araştırmacılar V-VI. yüzyıllarda Nişabur bölgesinde, ismi ilk kez kaynaklarda Nişabur ismi ile beraber zikredilen Abarsahr kentinin Avar yerle şim yeri olduğunu belirtmişlerdir". Menandros'un D. Justinos'un imparatorlu
u Türk Kağan'a gönderilen elçi Valentinus'a ilişkin kaydında, kağan âriidi bir şekilde Avarlara Var-Hun yani Avar Hunlan olarak tercu-bir isim olan Varhımit şeklinde hitap etmektedir, Menandroa Varbvinitlerle bir göstermekte, aym kökten ve aym grubun boylan ola-Theophylaktos Simokattes BizanslIlar tarafmdan bilinen Avarlar (Pseudo-Avar) olduğımda ısrar etmektedir. Ayrıca ^ Iskitya'da en çok korkulan topluluk olan Avarlann ismini alan Uar ^^Chunni (Hım) adb kabilelerden meydana geldiklerini ifade etmektedir Varhımit ismini alan Theophylaktos'un, Avarlann bu ismi nasıl Iconusunda bir hikâye uydurmuş olduğu da düşünülebilir* *^. Avarlar, tarafmdan da 552 yıh civarında Göktürkler tarafmdan mağlup edi-hâkimi Juan-Juanlar ile aynı gösterilmektedirler. Haussig kelunesini Çinli kaynaklardaki*^ 'Hua" ile eşleştirmektedir. Hua'lar Efta-^ beraber IV. yüzyılda Soğdiana'yı ele geçirmişler, 460 dolayında da Avar Vırhunitleri'ni Kafkasya'ya kadar sıkıştırmışlardı. Yüz yıl sonra da Kafkas-niünguney tarafında bulunan bu Avarlar Bizanslılar ile temasa geçmişlerdi**.
Rus bilim adamlan ise Avarlann Altay bölgesindeki Ogurlardan geldikleri ^paylaşmaktadırlar*^. Bununla beraber eski Rus yıllıklannda Avar ülkesin-^ Obrıne olarak bahsederler*^ Nestor kroniğinde Avarlann açgözlülüklerin-^ jolıyı hepsinin de öldüğü belirtilir**. Priskos eserinde Ogur ve A varlan bir-^düşman iki grup olarak tasvir etmiştir. Yine de bu durum Ogurlardan gel-5*dikkri anlamına gelmez. Avarlann Ogur soyundan geldikleri de yine kuv-«lle muhtemeldir*’. Türkistan bölgesi halklanndan olduğu ise kısmen dile ge-inif** Uzun araştırmalar sonucunda Avarlann kökeninin beş kabilenin etnik dm idmliği veya bu beş ismin etimolojisinin iyi incelenmesi sonucunda net dnkortaya konabileceği kesinleşmiştir. Bu isimler Avar, VVar, Chunni, Varhu-ıtvf Oğuz'dur.
kun gbrmmıceiektedır^. Sui Hanedımı dönemini (581-617) kapsayan Sui-Chu^^ h Çin yıBUğpmda, Turklerin ^on binlerce boydan meydana geldikleri'^ belirtiliye Bozlar^da bazen en acımasız düşman yakm akrabalar, kardeş boylar olabiliyoı^ Geraş sahalarda birlikte yaşamanm getirdiği zorluklar ve menfaat çatışnulin koTuklemiştır^. Burada akla pek çok ihtimal gelmektedir; 552 İmdan sonra İtil Nehri ile Çin Şeddi arasmda kalan geniş sahalarda tartışılmaz şekilde Türk grupların üstünlüğü ve hâkimiyeti vardı. Juan-Juanlann ana kutl^ sinden ve esasını teşkil eden zümrelerden ayakta kalabilenler doğuya doğru kay. mışlardı. Bu donemde luan-Juanlann içerisinde İstemi grubu gibi pek çok Türk kabilelenn yanında ilerde "zafer" anlamına da gelecek "Avar" adım almış Turk boylarının olması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü batıya hareket eden bu grubun gittikleri yerde söz sahibi olabilmek için ciddi zaferlere ihtiyaçları vardı. Muht^ melen sahada kazanmadan önce psikolojik üstünlüğü elde etmek amacıyla Önce "Avar" kelimesinin diğer toplumlar üzerinde bıraktığı etkiden istifade etmek temiş olabilirler. Yaıü 100 yıl önce Priskos'un bahsettiği Avarlann Kafkaslar ve Doğu Avrupa'da oluşturdukları etkiden istifade ederek varlıklarım ve diğer boylar uzermdeki hâkimiyetlerini sağlamlaştırmayı hedeflemiş olmaları mümkun-duT. Çünkü yapılan çalışmalarda A var unsurlarına ait arkeolojik izlerin kökenle ri hem Asya ve Iç Asya hem de Kafkasya'da takip edilebilmektedir^. Avarlann tek bir boydan tek bir ırktan meydana geldiğini söylemek bizi doğru sonuçlara ulaştırmaz. Ancak hâkim zümre veya idareci zümrenin stratejisi, savaşı, hâkinu-yet telakkisi, yaşam biçimi bize Türk olduklarmı zaten ispatlamaktadır. Theophy-laktos buradan hareketle böyle bir isimlendirme yapnruş olabilir, ancak bu durum Avarlann Türklüğü meselesini değiştirmez^. Z. V. Togan da ismin etimolojisi konusunda doyurucu bir sonuca ulaşamamıştır. Aynca Apar, Ibır, kelimeleriyle irtibatım belirterek Avarlann eski Türk kavimlerinden Subar veya Suarilardan olma ihtimalini zikretmektedir^. Grek, Latin eserlerinde geçen "Avarin" tabiri A var ile ilişkilendirilmiş, A varlar Tiberios ve Mavrikios dönemlerinde bölgeye yerleşmeleri sonucu bu ismin verildiği ileri sürülmüştür
• isimlendirilmişlerdir*. G. Nemeth "Avar" kelimesinin kökenlerini Türk-ve "asi, dik başlı"' manasına geldiğini iddia etmiştir®. Türkçe me ilk kez Orhun Abideleri'nden Kül Tigin Abidesi'nin doğu yüzü dör-^ satırında "Apar" kabile adı geçmektedir. Bumin ve İstemi kağanların ^^^^ekrinden bahsedilen bu satırlarda diğer kavimlerle birlikte Apar kavide temsilcilerin gelerek yas törenine katıldıklan belirtilir®. Sonuç olarak ıjjisnn kökeni ve bu ismin etimolojisi daha uzun yıllar ilim âlemini meşgul ^tir Her ne olursa olsun ilmi araştırmalarm derinleşmesi, arkeolojik bu-utuhr ve dil çalışmaları Avarlarm Türk olduklan konusundaki kanaatleri da-4ı arttıracaktır.
Avarlarm siyasi tarihi, beşinci yüzyılm ortalannda (461-465) Sabirlere sal-rtnalan ve bunlann Avarlarm önünden batıya doğru ilerleyerek Onogur ve logurian yerlerinden etmeleriyle başlamaktadır^\ Daha önceden gerçekleşen I temaslar Avarlarm Türkler tarafmdan yenilgiye uğratıldıktan sonraki kaçış
Avarlar üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde neden Göktürk hâkimj. yetirü tanımayıp batıya göç ettiklerine dair somut verilere ulaşılamamaktadır Gerek Türk elçileri gerekse Bizans elçileri A varlardan her daim kaçak olarak bahsetmektedirler. 570'li yıllarda İstemi, Bizans elçisine kendisinden ''kaçanla-
neden himaye edildiğini sormuştur. Bununla beraber İmparator II. Justinos da Göktürklerden kaçan Avar sayısını Soğdiu elçi Maniakh'dan öğrenmek istemiştir. 584 yılmda Komentiolos, Avar kağamna bir imanlar kaçarak geldiklerini hatırlatmıştır. 626 yılına gelindiğinde Theodor Synkellos da Avarlarm Bayan Kağan idaresinde batıya kaçarak geldiklerini ifade eder. Kaynaklar incelendiğinde ortak kanaat Avarlarm 558 yılmda Göktürklerin baskısından kaçtıklan şeklindedir. Nitekim Avarlar hafızalarda her daim "kaçaklar" olarak yer etmektedir . Avarlar batıya doğru hareket etmezden evvel muhtemelen İstemi'ye bağ-h Türk boylan ile birlikte Juan-Juan hâkimiyetinde yaşıyorlardı. 552 yılmda Göktürklerin Juan-Juanlan mağlup etmesi üzerine İstemi Göktürk Kağanb-ğı'mn temellerini atmış ve kağan olmuştur^. Bu süreçte Avarlar ile olan bağla-nnm ne durumda olduğunu, her hangi bir siyasi çekişme içinde olup olmadık-larmı veya çakışan menfaatleri var mıydı bilemiyoruz, maalesef kaynaklar bu noktada çok fazla açıklayıcı değiller.
Göktürkler yeni kurulan devletlerinin smırlanm genişletmek, istikrarlı ve refah seviyesi yüksek bir devlet olabilmek amacıyla komşu devletlerle mücade leye giriştiler. 560 dolaylarmda Eftalit Devleti ile mücadele ederken^, bu durumu fırsat bilen Avarlarm büyük bir kısmı, kaynaklarm da belirttiği gibi Varhu
^jf/Uar-Hun/Chunni) ayrılmışlar, batıya yönelmişlerdir. Göçün is-karşın, nasıl ve ne şekilde olduğu açık değildir. Kaynaklar ^i^^elesinin fırsat olarak değerlendirildiğini belirtirler, fakat durum bu A varlar sınır boylanndan sessiz sedasız aynlmış da olabi-bozkınn A varların atlarım ve koyun sürülerini kaldıramadığını, batıya hareket ettiklerini belirtmektedir^. Ancak Varhunitlerden kalmış, bunlar da 580 yılı sonrasmda babya gelerek A varlara . Burada dikkatle takip edilmesi gereken bir husus da Avarlann )^***^^l^yetinde değil Göktürk hakimiyetinde yaşadıktandır. Bazı araştır-^varların Eftalit kökenli ve onlann devamı olduktan aklindeki kayıt-yaklaşmak gerekir. İstemi Avarlann kendilerinden kaçmasına, zarar vermesine çok sinirlenmiş ve onlan atlanmn nallan altmda ka-^ ezeceğini haykırmıştır: "Onlar kuş değil ki Türklerin kılıçlanndan ka-^ gökyüzüne uçabilsinler, onlar balık değil ki sulara girip denizin J^ltlcrine saklanabilsinler; sadece yeryüzünde yolculuk edebilirler. Eftalit-savaşımıza son verir vermez, A varlara saldıracağım ve benim kudretim-lu, kaçamayacaklar"^. İstemi muhtemelen kendi hâkimiyetinde bulunan bir «bur ülkesine zarar verecek şekilde kaçmasma çok sinirlenmişti. Kaynaklar-^ 20 000 Avar savaşçısmdan söz edilir ki, burada kastedilen ailelerle beraber |U)00miyoksa sadece savaşan fert sayısı nu muallaktadır. Kanaatimizce bu ra-jgnsKİece savaşçı sayısmı vermektedir. Bu rakama aile ve çocuklarm da eklen-100.000 dvarmda bir sayınm göç ettiği kabul edilmelidir. Fakat bozkır incelendiğinde etki oluşturması açısmdan 20.000 rakanu psikolojik sı-m jtöji gözükmektedir. IX. yüzyıldaki Macar göçünü de Arap müverrihler 1000 olarak belirtirler^.
Avar-Bizans Münasebetleri
Bizans imparatorluğunun kuzey sınırlan güvenli olmaktan çıkmış, tama-Halklar arasmdaki nüfuz ve hâkimiyet alanına dönmüştü. Bu durumda Bi-N siyaseti devreye girer ve her kabile ile ayn ayn görüşmeler yapılır. Justini-^«loneminde (527-565) ülke pek çok kavmin akmına maruz kalmıştı. 540 ve Jlyümda Bulgar, 545, 548, 550-552 yıllannda Slav ve 551 yıhnda Kutrigur sal-devletin Balkanlarda "limes" olarak tesmiye olunan müstahkem mevki-^®^^ifturmasına sebep olmuştu. Ancak yeterli ve yerli askeri birliklerin eksik
Bu durumda Bizans imparatorlannm güçlü müttefik ihtiyacını ülkenin ne ulüftn AvarUr karjüamışlar, Balkanlardaki sınırların savunmasını miflerdı 558-S59 yılında Uügurlar kışkırtılmış, onlar da Kutrigurlara saldın-lardı. Diğer yandan bu ıkı kabileye karşı Avarlarla ittifak kurulmuştu. Bizans' iinsı siyaseti bununla da yetinmemiş bu sefer Avarlara karşı Göktiırklerle an^ maya gidilmiştir Böyle bir ortamda Bizans silahsız diplomasiyi devreye koy^ rak inanılmaz bir strateji takıp etmişti. Fakat imparator, Avar Kağanı Bayan', çok hafife almıştı. Kendisine inanan ve güvenen binlerce kabile üyesini hayal t nkhğına uğratmamak ve onlar için güvenli ve verimli sahalar bulmak amacın, da olan Bayan bu oyunlan boşa çıkarmayı başarmış, varlığını Bizans'a kabul et-tırmışti. Henüz A varlar Kafkas bozkırlannda yaşarlarken Zabergan idaresindeki Kutngurlar, 558 yılı kış aylannda Tuna Nehri'ni geçerek Bizans topraklanna girmiş, Istanbul'a iki mil mesafede kamp kurmuşlardı^. Bunun üzerine telaşla* nan Justınıanos kutsal hâzinenin şehir dışına çıkarılmasını emretmişti. Kutrigur-1ar, Bolisarius komutasındaki seçkin birlikler tarafmdan tekrar Tuna'nın ötesine geçmeye mecbur bırakılmıştı^V Fakat bu akmlann arkası kesilmedi, Justinianos Kutrigurlan ancak altın vererek durdurabilmişti^. İmparator bununla da yetinmemiş, Utigur lideri Sandilkh'i provoke ederek Kutrigurlan yok etmesini istemişti. Aynca Justinianos Sandilkh'e gönderdiği mesajlarda, eğer Kutrigurlan mağlup ederek etkisiz hale getirirse Roma İmparatorluğu tarafmdan Zaber-gan'a ödenen yühk vergilerin hepsini ona göndereceğini belirtmişti. Romalılar ile iyi ilişkilerde bulunmak isteyen Sandilkh, soydaşlan olan kabile bireylerini tamamen ortadan kaldırmasınm kötü ve uygunsuz olacağmı ifade ederek; "Çünkü onlar sadece bizim dilimizi konuşmuyor, bizim gibi çadırlarda yaşamıyor, bizim gibi giyinmiyor ve bizim gibi yaşamıyorlar, onlar aynı zamanda başka liderleri takip etseler bile, bizim akrabalarımızdır. Ne var ki, Kutrigurlan at-larmdan yoksun bırakacağız ve onlann sahibi biz olacağız, böylelikle bineklen olmadan Romalüan talan edemeyecekler" şeklinde bir haber gönderir. Justinı-anos'un da ondan yapmasını istediği şey aslında buydu
raman dağınık ve birlikten yoksun bir halde yaşayan Avarlar mu-^Alan Prensi Sarosius'tan kendilerini Bizans ile tanıştırmasını bu durumu Justinos'a bildirir. Lazike'deki bırliklenn komutanı ^oğlu olan Justinos, Avarlarm bu arzusunu İmparator Justınianos >^^ılftir Kuzey Kafkasya'da Alanlann ülkesinde oturan A varlarla bizzat ^ ^ nteyen imparator, elçileri ülkesine davet eder Avarlar, boylannm ycr-anayurt yapmak istedikleri bölgeye bakmak üzere**, 558 yümda Kan-^yi Justinianos ile görüşmek amacıyla İstanbul'a gönderdiler. Bı-^varlarla ilk tanışmasmda dikkatlerini çeken husus uzun ve örülmüş ^ ‘ A imparatorluğun başkenti İstanbul pek çok misafir ve elçi ağırlaması-
558 yılında vuku bulan ziyaret başkentte izdihama neden olmuş, in-^(Jıha oncc hiç görmedikleri bu insanlan merakla izlemişlerdir. Avarlarm ^it arkadan örülerek bağlanan saçlan ilerleyen süreçte bahda moda haline Teophanes, bunun haricindeki görüntülerine has özelliklerin tama-JyjjHunUrla aynı olduğunu vurgulamaktadır*^. Aghatias'da eserinin 552-559 kapsayan bölümlerinde Avarlarm bu saç tipine değinmiştir**.
j^udık, imparatora kabilelerin en büyüğü ve en güçlüsünün geldiğini haber Kağan, elçileri vasıtasıyla imparatorluk sınırlan içinde yağma yapan, yiu huzursuz eden ve sınır birlikleriyle devanüı çatışan kavimleri itaat altına ala-HjfjÜenni bildirir. Karşılığmda ise yıllık bir ödemenin yaranda Bizans içerisin-^pjveüi ve verimli bölgelerde kendilerine yerleşim sahası gösterilmesini talep dff', Uzun zamandır Afrika'da Vandallarla, Batı'da İtalya ve İspanya, Doğu'da İtelerle savaşan Bizans'm özellikle kuzey ve kuzey batıdaki smırlarmda güvenlik olmadığını Avarlar biliyorlar ve bu durumdan istifade etmek istiyorlardı.
jusünianos bu şartlan, toprak talepleri hariç, kısmen kabul eder ve elçilere al-iiûWer, ipek giysiler ve daha pek çok değerli eşyalar vererek ülkelerine gön-tar* Aynca elçi olarak imparatorluğun
göndermiş ve RonydıUr de bir anlaşma yapmaya ve düşmanlarına karş, l herce süahlanmaya davet etmesini istemiştir Bizans diplomasisi elçi araaiı^ de kendilerine düşman olaıdara karşı Avarlarm saldırmasını pUıuİyJ du Nerede btr düşman belirdiyse Bizans kendisi savaşmaktansa derhal onj^ üzerine başka bir kavmi kışkırtıyordu. Asimda Bizans'm uyguladığı silti^ sasaiz, etkili, avantafU ve derin siyaset imparatorluğum yüzyıllarca ayakta ^ masını sağladığı gibi, pek çok halkm da birbirine düşman olmasıyla neticelei) miştiT® Valenünus gideceği yere ulaşbğmda hediyelerini sımup İmparaioj^ mesafinı iletince, Avarlar ilk önce Unigurlan, daha sonra bir Hım kabilesi olan Zalileri ve aynı zamanda Sabirleri mağlup ederek emirleri altma almışlardı”.
Avarlar 562 yılmda, boylanmn yerleşmesi için anayurt yapmak istedikle,, bu* bölgeyi talep etmek üzere Justınianos'a elçi gönderdiler. General Justinos'un tavsiyesi uzenne, İmparator Avar kabilesini önceden Herul'larm yaşadıklan ve îkinen Pannonia olarak adlandırılan bölgeye yerleştirmeyi planlamıştır. Fakat Avarlar Iskitya dışmda yaşamayı çok fazla istemiyorlardı, çünkü bu bölgelere çok bağlaıunışlardı^. General Justınos Bizans'a elçiler göndermiş ve İmparatora belirb bir sure boyunca Avarlan burada alıkoymalarım, isteklerine cevap vermemesini, oyalamalarım önermiştir. Çünkü adı Kunimon (Okunim)“ olan elçilerden biri ile arkadaşlık kurmuş ve Kunimon güvenilir bir biçimde ona gerçek myetlerinin iddia edilenlerden farklı olduğunu söylemiştir^.
n. Justinos'un hükümdarhğı sırasında (565-578), Avar elçileri önceki İmparator Justinianos'un kendilerine verdiği olağan yıllık hediyeleri almak için Bizans'a gelmişlerdi (565)®^. Bazı müellifler bu durumu Avarlarm sanki Bizans'ta ücretb askerler gibi göstermeye çalışmaktadırlar. Bu kesinlikle doğru değildir Avar kağam iki devlet arasmda tesis edilen anlaşma gereği askerleriyle Bizans sınırlarım güvence altına almış karşüığmda da yıllık vergi talep etmiştir. Bununla beraber Avar elçileri imparatoru denemeye yani aym şekilde hediyeleri alıp alamayacaklarım, Romalılarm ataleti ile alay edip edemeyeceklerini ve ihmalkârlıklarım kendi menfaatlerine dönüştürüp dönüş türemeyeceklerini anlamak
” VValter PoM, Oar, 8. 19 ^ Menandros, Fı^. 5, 2.
^ Avarlar Kuçuk İakıtya bölgesinde yerleşmek istiyorlardı. Ancak Justinıanos Bassiana olarak adlan-dınJan II. Pannonia bölgesine Avarlan yerleştirmek istemiştir. Çünkü Avarlarm buraya
^ Elçıtor şunUn sovlemifleniır*: imparator, doğrudur kı ba>
mırtf akimız, bu nedenle tıpkı babaıuzm )raptığı gibi oma M^iamalamiz ve babanız ha3rattayken yaptıklannın hiç-|u an ohı okluğu için kendinizi onun gerçek halefi olarak itt nedenle, aynı davranı^iara devam edecek ve eşit derecede M» ooanertlığınızden baheedeceğız ve sizi vehnımetımız ad> y^fnca. eğer bize cömert davranılırsa. davraniflanmza aynı yekıl(k i utanç duyacağız. Babaruz bize hediyeler verince biz de.
etük ve hayatta kalanlardan hiçbiri Trakya smırlannı geçemedi, tmptfatoriuğu ile dost olan Avarlann gücünden korktular Bu nt-ıçm yapacağınız tek ycniliğm bize babanızın yapbğmdan daha faz-ygpınamz olduğunu düşıinuyoruz ve bu da bizi size babanızdan da* ^ ^ ^^anlaştıracak ve size daha fazla teşekkür borçlu olacağız. Olağan yıl-almak içm geldik. Şunun farkmda olmalısınız İd eğer lideri* 0^^ bu hediyeleri alamaz ise, sizlerin ve Roma devletinin iyi bir dostu f IV bunun için Romalılara saldırmayı planlar^. Elçinin konuşması bitın-pggglor Avarlann tehditlerine aldırmayarak şu şekilde cevap vermiştir iftıınp hem de böbürlenerek bu şekilde istediğiniz şeylen alacağınızı amaçlarınızda başansızLğa uğradınız. Bizi ne iltifatlarınızla kandı-Inan ne de tehditlerinizle korkutabilirsiniz. Fakat size babamm verdiğin-^ fylaem vereceğim. Kibriniz normal olanm ötesine geçmiş ve ben siz* davranmayı öğreteceğim. Disiplinsiz nıhlan ıslah eden ve tabin ca* mtm eğilen, yıkıma yönelik hevesli aceleciliklerini kontrol altına alan; mİHekieriııe düşkün olduğu için gerekli parayı tedarik edenden daha bü-li hr «ehnımet olacaktır. Deindsi bir arkadaş gibi görünse de, kendilerine j^yanian hemen ortadan kaldırmak için en küçük bü bahaneyi kul-Şondı bizden en büyük değere sahip olan hediyeyi yani hayatlannı-iiinkn Koma altını yerine, hayatta kalmanızı sağlayacak merhametimizi ^ Mdan aynim. Sizinle ittifak kurmaya hiç ihtiyacım yok, sizler de biz* ^ ^ vermek istediklerimizin dışında hiçbir şey alamayacaksınız ve hiz-iarşüığı olarak,
önenu buyuk oUcak bir bölgeye. Tuna ve Tisa* ırmakları arasına Bayan Kağan zamanında imparatorluğun hudutları Dinyeper Nehri'nri^
Bayan Kağan zamanında imparatorluğun hudutları Dinyep)er Nehri'nden^ ırmağına. Kuzey E>emzi sahillerinden Adriyatik kıyılarına kadar uzanıvn^ 565 yılında Justınianos'un ölümünden sonra Bizans büyük bir sarsıntı tır^* lustınianoa, imparatorluğunu Hunlardam çok daha korkunç ve tehlUu^
düşmanla, Avarlarla baş başa bırakmış”, haleflerini büyük sorumluluklar seo fiyatı nedir sundu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder